Vahdet (Birlik) Kavramı

 Vahdet (Birlik) Kavramı: Kesretten Vahdete Yolculuk

Allah’a (cc) hamd, Resulüne (sav) al Ashabına ve Ehlibeytine salat ve selam olsun. Bu yazımızda vahdet konusunu büyüklerimizden alıntılarla mercek altına almaya çalışacağız.

Vahdet, kısaca tanım olarak birlik, teklik anlamına gelmektedir.

Vahdet Örnekleri

Vahdet teriminin anlaşılması için birkaç misal vermeye çalışalım:

  1. İnsan Vücudu: İnsanın vücudunun oluşması tek bir hücrenin bölünmesi ve bu hücrelerin birleşimi sonucu organların oluşumuyla birlikte bir vücut meydana gelir. Oluşan bu beden, bir çeşit vahdeti oluşturur.
  2. Kitap: Birçok noktanın birleşmesi ile harfler, harflerin birleşmesi ile cümleler, cümlelerin birleşmesi ile de paragraflar oluşur. Çokluktan oluşan şeyler, kitabı bir bütünü, vahdeti, tekliği oluşturur.

Yani kesretin (çokluk) birleşiminden teklik, vahdet (birlik) oluşur. Kâinatta bildiğimiz, görebildiğimiz, göremediğimiz her tür varlığın birleşiminde de vahdeti görebiliriz.

Ümmet İçindeki Vahdet: Ümmeti Muhammed olarak farklı ırklarda, renklerde, dillerde, kültürde de olsak da bizi bir kılan:

  • Allah’a (cc) imanımız
  • Hz. Muhammed’e (sav) olan muhabbetimiz ve aşkımız

bizdeki vahdeti oluşturur.

Mevlâna Hazretleri vahdet konusundaki şu beytine dikkat çekmiştir:

“Bizim Mesnevimiz vahdet dükkanıdır. Ondan Bir’den/Allah(cc)’tan başka ne görürsen puttur.”


🕋 Vahdet-i Vücûd: Varlığın Birliği İdrak ve Şuuruna Ulaşmak

Yaratıcı, âlem ve insanla ilgili görüşlerinde İbn Arabî ile çok daha bilinip tanınan vahdet-i vücut anlayışı, Allah’tan başka varlık olmadığının idrak ve şuuruna sahip olmaktır.

Bu durum bilgidedir. Yani kişi hakiki varlığın bir tane olduğunu, bunun da Allah’ın varlığından ibaret olduğunu, Allah ve onun tecellisinden başka hiçbir şeyin hakiki bir varlığı olmadığını bilir.

Vahdet-i vücud (Varlığın birliği) konusu, Şeyh Ekber İbn Arabî ile bu bilgiye yeni bir çağ açmıştır.

  • Vahdet-i Vücûd: Varlık olarak yalnız Allah’ı bilmesi, O’ndan başka varlık bulunmadığı, her şeyin ilâhî tecellilerden ibaret olduğu idrak ve şuuruna ulaşmasıdır.

Bu anlayışta cevap şöyle verilmiştir:

“Allah Teâlâ gerçek ve mutlak varlıktır, evren ise O’nun isim ve sıfatlarının gölgesidir. Gölge de aslı sınırlayamaz ve öteleyemez, dolayısıyla bir mekân problemi ortaya çıkmaz.”

Vahdet-i vücûd anlayışında göre âlem Allah’ın isim ve sıfatlarının gölgesidir, ancak bu gölge asıldan farklı değildir.

Mevlâna Hazretlerinin İfadeleri:

  • “Ey Rabbim! Sen kahır şarabıyla insanı sarhoş edersen yok olan şeylere varlık suretini verir, onları var gibi gösterirsin.”
  • “Eserin artışı O’nun zuhurudur. Bu suretle sanatları ve işi zahir olur, görünür.”
  • “Biz çenge dönmüşüz, mızrabı vuran sensin; inleyiş bizden değil sen inliyorsun. Biz ney gibiyiz, bizdeki ses sendendir. Biz dağ gibiyiz, bizdeki ses sendendir.”
  • “Bizler birer Arslanlarız, fakat hakiki değil, sancak üzerine nakşedilmiş ve esen rüzgarla hareket eden Arslanlar. Sancak üzerindeki bu Arslanların hareketleri hissedilir de bunları hareket ettiren rüzgâr görünmez.”

Kutsi Hadis ve Ayna Metaforu

Hadisi Şerifte belirtilen:

“Bilinmez (gizli) bir hazîneydim; bilinmek istedim, âlemi yarattım ki onunla bilineyim.”

Bu kutsi hadise göre âlemin varlık sebebi, Yüce Allah’ın bilinmek istemesidir. İbnü’l Arabî, Cenâb-ı Hakk’ın bu bilinmek istemesini, bir bakıma âlem aynasında görünmek istemesiyle açıklamaktadır.

Vahdet-i vücûd konusu çok geniş ve üzerinde belirli bir ihtisas gerektirecek çok kapsamlı bir doktrin olarak karşımızda durmaktadır.


Vahdet-i Vücûd’u Engelleyen Yanılgılar

Vahdet-i vücûd inancının doğru anlaşılmasını engelleyen konuların başında “panteizm” veya “vahdet-i mevcud” düşüncesi gelmektedir.

Bu konuda düşülen hatanın nedenleri arasında:

  • Akıl eksenli, şekilci eleştiriler.
  • Kendi veri tabanındaki bilgi birikimini mutlak bilgi kabul etme.

bulunmaktadır.

Panteizm

Felsefe ve akıl merkezli olarak düşünüldüğünde, panteizmde Allah’ın (haşa) parçalardan oluşması ve bu parçaların birleşiminden Allah’ın ortaya çıktığı zannedilir.

KavramOdak NoktasıTanım
PanteizmFelsefi Akıl / Çokluğun ToplamıHer şey Tanrı’nın bir parçasıdır; Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı’dır. Allah’ın (haşa) parçalardan oluştuğu fikrini barındırır.
Vahdet-i Vücûdİlahi İdrak / Tek VarlıkVar olan varlığın farklı tecellileri olduğunu, Allah’tan gayrı hiçbir varlığın olmayacağını söyler. İkiliği kabul etmez.

Cenab-ı Hakk’ın sıfatları inkısam (bölünme) ve tecezzi (parçalara ayrılma) kabul etmez.

İhlas Suresi bu ayrımı netleştirir:

  1. De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.”
  2. “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)”
  3. O’ndan çocuk olmamıştır. Kendisi de doğmamıştır.
  4. “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”

Ayeti şeriflerden anlaşıldığı gibi panteizm ile İslam’ın hiçbir alakası olmadığı açıkça görülmektedir.

İbnü’l Arabî’nin kullandığı ayna metaforu ve diğer metaforların aklın üstü olan bilgilerin kalp ile anlaşılması ve bilinebilmesi için kullanıldığından bahsedilir.

  • Metaforlar: Metafizik âlemle ilgili aşkın hakîkatleri ifâde etmek üzere kullanılan simgeler (semboller), teşbihler, temsiller, mecazlar, kinâyeler ve istiâreler bütünüdür.

Örnek: Vahdet-i vücûd, romandaki yazardan haberdar olarak bir varlığın var olduğunu söylerken, panteizm ise romanı yazandan habersiz roman içindeki karakterlerin birleşiminden başka bir şey olmadığını söyler.

Vahdet-i Mevcud

Vahdet-i mevcud, Batı felsefesindeki materyalist panteizmin İslâm dünyasındaki karşılığıdır. Vücudiye de denilen bu düşünceye göre:

  • Dışta bağımsız bir varlık ile var olan ruhlar ve cisimler evreni dışında bir Allah yoktur.
  • Allah denilen varlık, evreni oluşturan varlıklar toplamından başka bir şey değildir.
  • Tanrı evrendir. Varolan her şey, bu evrenden ibarettir.

🔭 Vahdet-i Şuhûd: Görülenin Birliği

Vahdet-i vücûd nazariyesine karşı İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sihrindî tarafından geliştirilmiş olan kavramdır.

İmâm-ı Rabbânî’ye göre vahdet-i vücûd, tasavvuf yolunda ulaşılması ve aşılması gereken bir mertebedir. O mertebenin üzerinde vahdet-i şuhûd isminde yeni bir mertebe ve idrak seviyesi var olduğundan bahsetmiştir.

KavramTemel İdrakDurumu
Vahdet-i Vücûd (Varlığın Birliği)Sâlik, varlığı bir olarak bilir ve inanır. Allah’tan başkasını yok, tecellîleri hayal olarak kabul eder.Mutlak varlık yalnızca Allah’tır.
Vahdet-i Şuhûd (Görülenin Birliği)Sâlik, Allah’ın varlığını görür ancak ondan başka varlıklar olduğunu inkâr etmez (âlemi gölge olarak görür).Fenâ haliyle bağlantılı, geçicidir.

Vahdet-i şuhud anlayışına göre fenâ haliyle bağlantılı olan bu durum geçicidir. Bu nedenle:

  • “Her şey O’ndadır” denilebilir,
  • Ama “her şey O’dur” denilmesi, fenâ halinin ortaya çıkardığı bir yanılgıdır.

Vahdet-i şuhud, “Lâ meşhude illAllah” (Allah’tan başka görülen yoktur) cümlesiyle özetlenir. Nakşibendiye tarikatı tarafından benimsenen bu anlayış, özellikle İmam Rabbanî’nin eleştirileriyle yaygınlık kazanmıştır.


⚖️ Sonuç: Teşbih ve Tenzih Dengesi

İbnü’l Arabî, İmamı Rabbani, Mevlâna gibi bilge zatlara, onların bazı sözlerinin zahir boyutuna bakarak haksız vasıflar yüklemek insaflı değildir.

Bu kavramların anlaşılması, İslam toplumunu birleştirmesi gereken kavramların ayrıştırmaya neden olacak yorumlar ile saptırılması üzücüdür.

Vahdet, Vahdet-i vücûd ve Vahdeti Şuhud konusu:

  • Teşbih (benzemek, benzetmek)
  • Tenzih (kusurdan uzak tutma)

dengesinde İhlas Suresindeki Ahadiyet tanımına götüremiyorsa ortada büyük bir yanlış anlama ve yorumlama yapıldığı ortadadır.

Bu kavramların anlaşılması kolay bir mesele olmadığı aşikardır. Herkesin her ilmi bilebilmesi ve anlayabilmesi diye bir şey söz konusu olmaz.

  • Keşif-İlham-sezgi gibi unsurlardan bir haber birisinin, bu tarz kavramları anlaması imkânsızdır.
  • Anlaşılması için aşkın bir bilinç oluşması, içimizdeki aynamızın cilalanmış ve pürüzsüz olması gerektiğinden bahsedilir.

Son Örnek: Ortada duran su birikintisine bakıp suyun yok olduğu konusunda tartışan birine, suyun yok olamadığı konusunu anlatabilmek için o kişide bazı bilgilerin olması gerekir.

Büyüklerimizin ilim denizine daldırılan kendi dar kabımız kadar ve alıntılar ile bir şeyler anlatılmaya uğraşılmıştır. En doğrusunu Allah (cc) bilir. Muvaffakiyet Allahu Teâlâdandır.

Dua ve Himmetle

Vesselam

14.10.2019 / 01.58

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir